Elmalılı-orijinal 68:1 Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için

Elmalılı 68:1 - Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.

DiyanetMeali 68:1-2 Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

DiyanetVakfı 68:1 Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki,

Ömer.N.Bilmen 68:1 Nûn ve Kalem'e ve yazdıkları şeylere andolsun ki,

SuatYıldırım 68:1 – Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:

İbni Kesir 68:1 Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;


Elmalılı-orijinal 68:2 Sen rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin

Elmalılı 68:2 - Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.

DiyanetMeali 68:1-2 Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

DiyanetVakfı 68:2 Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.

Ömer.N.Bilmen 68:2 Sen Rabbinin nîmeti sayesinde mecnûn değilsin.

SuatYıldırım 68:2 – Rabbinin lütfuyla, deli değilsin.

İbni Kesir 68:2 Sen, nimeti sayesinde bir deli değilsin.


Elmalılı-orijinal 68:3 Ve tükenmez bir ecir var muhakkak senin için

Elmalılı 68:3 - Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var.

DiyanetMeali 68:3 Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.

DiyanetVakfı 68:3 Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.

Ömer.N.Bilmen 68:3 Ve şüphe yok ki senin için bir tükenmez mükâfaat vardır.

SuatYıldırım 68:3 – Hem senin ecrin, mükâfatın hiç kesilmez! [11,108; 95,6; 41,8]

İbni Kesir 68:3 Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır.


Elmalılı-orijinal 68:4 Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin

Elmalılı 68:4 - Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

DiyanetMeali 68:4 Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.

DiyanetVakfı 68:4 Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

Ömer.N.Bilmen 68:4 Ve muhakkak ki sen pek büyük bir ahlak üzerindesin.

SuatYıldırım 68:4 – Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! [33,21]

İbni Kesir 68:4 Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin


Elmalılı-orijinal 68:5 Yakında göreceksin ve görecekler

Elmalılı 68:5 - Sen de göreceksin, onlar da görecek.

DiyanetMeali 68:5-6 Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

DiyanetVakfı 68:5 (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,

Ömer.N.Bilmen 68:5-6 Artık yakında göreceksin ve göreceklerdir, fitneye uğramış olan hanginiz imiş?

SuatYıldırım 68:5 – Yakında göreceksin, onlar da görecekler.

İbni Kesir 68:5 Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;


Elmalılı-orijinal 68:6 Hanginizde imiş o fitne, o cünun?

Elmalılı 68:6 - Hanginizde imiş o fitne ve cinnet.

DiyanetMeali 68:5-6 Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

DiyanetVakfı 68:6 Hanginizde delilik olduğunu yakında .

Ömer.N.Bilmen 68:5-6 Artık yakında göreceksin ve göreceklerdir, fitneye uğramış olan hanginiz imiş?

SuatYıldırım 68:6 – Hanginizde imiş o dertler, o delilikler.

İbni Kesir 68:6 Hanginizin aklından zoru olduğunu.


Elmalılı-orijinal 68:7 Şübhesiz rabbındır en bilen yolundan sapını, yine odur en bilen hidayete irenleri

Elmalılı 68:7 - Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.

DiyanetMeali 68:7 Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

DiyanetVakfı 68:7 Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur

Ömer.N.Bilmen 68:7-9 Şüphe yok ki Rabbindir, O'dur. O'nun yolundan sapıtmış olanı en ziyâde bilen ve O'dur hidâyete ereni de en ziyâde bilen. Artık o tekzîp edenlere itaat etmemekte devam et. Onlar arzu ettiler ki sen yaltaklanıvermiş olsa idin. O zaman onlar da yaltaklanacaklardı.

SuatYıldırım 68:7 – Senin Rabbin şüphesiz pek iyi bilir:Allah yolundan sapanlar kimdir ve O’nun yolunu tutanlar kimdir.

İbni Kesir 68:7 Muhakkak ki senin Rabbın; kendi yolundan sapanları çok iyi bilir. Ve O, hidayete erevleri de en iyi bilendir.


Elmalılı-orijinal 68:8 O halde tanıma o yalan diyenleri

Elmalılı 68:8 - O halde, yalanlayıcılara itaat etme.

DiyanetMeali 68:8 Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;

DiyanetVakfı 68:8 O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!

Ömer.N.Bilmen 68:7-9 Şüphe yok ki Rabbindir, O'dur. O'nun yolundan sapıtmış olanı en ziyâde bilen ve O'dur hidâyete ereni de en ziyâde bilen. Artık o tekzîp edenlere itaat etmemekte devam et. Onlar arzu ettiler ki sen yaltaklanıvermiş olsa idin. O zaman onlar da yaltaklanacaklardı.

SuatYıldırım 68:8 – O halde, hakkı yalan sayanların, sözlerine sakın uyma.

İbni Kesir 68:8 Öyleyse sen; yalanlayanlara uyma.


Elmalılı-orijinal 68:9 Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi

Elmalılı 68:9 - Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

DiyanetMeali 68:9 (Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.

DiyanetVakfı 68:9 Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

Ömer.N.Bilmen 68:7-9 Şüphe yok ki Rabbindir, O'dur. O'nun yolundan sapıtmış olanı en ziyâde bilen ve O'dur hidâyete ereni de en ziyâde bilen. Artık o tekzîp edenlere itaat etmemekte devam et. Onlar arzu ettiler ki sen yaltaklanıvermiş olsa idin. O zaman onlar da yaltaklanacaklardı.

SuatYıldırım 68:9 – İsterler ki sen gevşeyesin de, böylece kendileri de yumuşasınlar.

İbni Kesir 68:9 Onlar isterler ki; sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.


Elmalılı-orijinal 68:10 Ve tanıma şunların hiç birini: çok yemin edici, değersiz

Elmalılı 68:10 - Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,

DiyanetMeali 68:10-14 Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

DiyanetVakfı 68:10 Şunların hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,aşağılık,

Ömer.N.Bilmen 68:10-12 Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana.

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:10 Sen; yemin edip duran, izzet-i nefsi bulunmayana uyma.


Elmalılı-orijinal 68:11 gammaz koğuculukla gezer

Elmalılı 68:11 - Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

DiyanetMeali 68:10-14 Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

DiyanetVakfı 68:11 (Herkesi) kötüleğen,söz götürüp getiren,

Ömer.N.Bilmen 68:10-12 Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana.

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:11 Daima ayıplayan ve laf getirip götürene.


Elmalılı-orijinal 68:12 Hayır engeli, mütecâviz vebâl yüklü

Elmalılı 68:12 - Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

DiyanetMeali 68:10-14 Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

DiyanetVakfı 68:12 Hayra engel olan, mütecâviz ve saldırgan günahkar,

Ömer.N.Bilmen 68:10-12 Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana.

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:12 Durmadan hayra engel olana, haddi aşana, çok günahkara.


Elmalılı-orijinal 68:13 zobu, sonrada dakma (zenîm)

Elmalılı 68:13 - Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,

DiyanetMeali 68:10-14 Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

DiyanetVakfı 68:13 Kaba ve kötülükle damgalı,

Ömer.N.Bilmen 68:13-15 Bunun ötesinde de kötü sözlü olup fenalıklarla tanışmış bulunana. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye. Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:13 Kaba, haşin ve bunlardan başka da kulağı kesik olana,


Elmalılı-orijinal 68:14 Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye

Elmalılı 68:14 - Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).

DiyanetMeali 68:10-14 Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

DiyanetVakfı 68:14 Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış)

Ömer.N.Bilmen 68:13-15 Bunun ötesinde de kötü sözlü olup fenalıklarla tanışmış bulunana. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye. Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:14 Mal ve oğullar sahibi olmuş diye.


Elmalılı-orijinal 68:15 Karşısında âyetlerimiz okunurken «eskilerin masalları» dedi

Elmalılı 68:15 - Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der

DiyanetMeali 68:15 Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.

DiyanetVakfı 68:15 Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerin masalları!" der.

Ömer.N.Bilmen 68:13-15 Bunun ötesinde de kötü sözlü olup fenalıklarla tanışmış bulunana. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye. Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:15 Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; öncekilerin masalları, der.


Elmalılı-orijinal 68:16 Haberiniz olsun ki biz onlara belâ vermişizdir

Elmalılı 68:16 - Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız.

DiyanetMeali 68:16 Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.

DiyanetVakfı 68:16 Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz).

Ömer.N.Bilmen 68:16 Biz yakında onun burnu üzerine damga basacağız.

SuatYıldırım 68:10-16 – Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

İbni Kesir 68:16 Biz, onun burnunu yakında yere sürteceğiz.


Elmalılı-orijinal 68:17 O bağ sahiblerini belâlandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi: sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi

Elmalılı 68:17 - Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

DiyanetMeali 68:17-18 Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

DiyanetVakfı 68:17 Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ömer.N.Bilmen 68:17 Şüphe yok ki Biz bunları da, bostan sahiplerini belaya uğrattığımız gibi belaya uğrattık. O vakit ki onlar yemîn etmişlerdi ki, sabahleyin erkenden elbette o bostandaki mahsulâtı devşireceklerdi.

SuatYıldırım 68:17-18 – Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık.Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah’ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.

İbni Kesir 68:17 Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.


Elmalılı-orijinal 68:18 Bir istisna da yapmıyorlardı

Elmalılı 68:18 - İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).

DiyanetMeali 68:17-18 Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

DiyanetVakfı 68:18 Onlar istisna da etmiyorlardı.

Ömer.N.Bilmen 68:18-19 Bir istisnada da bulunmuyorlardı. Derken onlar uykuda iken o bostanın üzerine Rabbin tarafından bir azap (beliyye) dolaşıverdi.

SuatYıldırım 68:17-18 – Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık.Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah’ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.

İbni Kesir 68:18 Bir istisna da yapmıyorlardı.


Elmalılı-orijinal 68:19 Derken ona rabbından bir dolaşan dolaşıvermişti onlar uyuyorlardı

Elmalılı 68:19 - Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da,

DiyanetMeali 68:19-20 Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

DiyanetVakfı 68:19 Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyi sarıverdi de,

Ömer.N.Bilmen 68:18-19 Bir istisnada da bulunmuyorlardı. Derken onlar uykuda iken o bostanın üzerine Rabbin tarafından bir azap (beliyye) dolaşıverdi.

SuatYıldırım 68:19-20 – Fakat onlar henüz uykuda iken, Rabbin tarafından gönderilen bir afet bahçeyi kapladı. Bahçe sabahleyin siyah kül haline geliverdi. {KM, Tekvin 32,3; II Samuel 24,16; II Tarihler 32,21}

İbni Kesir 68:19 Ama onlar, daha uykuda iken; Rabbının katından gönderilen bir salgın onu sardı da,


Elmalılı-orijinal 68:20 Sabaha kadar o bağ sırıma dönüvermişti

Elmalılı 68:20 - Bahçe simsiyah kesiliverdi.

DiyanetMeali 68:19-20 Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

DiyanetVakfı 68:20 Bahçe kapkara kesildi.

Ömer.N.Bilmen 68:20-21 Artık o bostan yanarak simsiyah kesilmiş gibi bir hale dönüverdi. Derken sabahladıkları vakit bir birlerine seslendiler.

SuatYıldırım 68:19-20 – Fakat onlar henüz uykuda iken, Rabbin tarafından gönderilen bir afet bahçeyi kapladı. Bahçe sabahleyin siyah kül haline geliverdi. {KM, Tekvin 32,3; II Samuel 24,16; II Tarihler 32,21}

İbni Kesir 68:20 O, kupkuru kesildi.


Elmalılı-orijinal 68:21 Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler

Elmalılı 68:21 - Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:

DiyanetMeali 68:21-22 Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

DiyanetVakfı 68:21 Sabah olurken birbirlerine seslendiler.

Ömer.N.Bilmen 68:20-21 Artık o bostan yanarak simsiyah kesilmiş gibi bir hale dönüverdi. Derken sabahladıkları vakit bir birlerine seslendiler.

SuatYıldırım 68:21-22 – Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: “Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!”

İbni Kesir 68:21 Sabah erken birbirlerine seslendiler;


Elmalılı-orijinal 68:22 Haydin kesecekseniz harsinize (kültürünüze) irkence koşun dediler

Elmalılı 68:22 - "Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.

DiyanetMeali 68:21-22 Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

DiyanetVakfı 68:22 "Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin!" diye.

Ömer.N.Bilmen 68:22-23 «Eğer kesip devşirecek iseniz (bostanınıza) sabahleyin erken varınız.» Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.

SuatYıldırım 68:21-22 – Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: “Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!”

İbni Kesir 68:22 Mahsullerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, diye.


Elmalılı-orijinal 68:23 Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:

Elmalılı 68:23 - Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.

DiyanetMeali 68:23-24 "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

DiyanetVakfı 68:23 Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.

Ömer.N.Bilmen 68:22-23 «Eğer kesip devşirecek iseniz (bostanınıza) sabahleyin erken varınız.» Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.

SuatYıldırım 68:23-24 – Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: “Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!”

İbni Kesir 68:23 Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.


Elmalılı-orijinal 68:24 Sakın bu gün aranıza bir miskîn sokulmasın diyorlardı

Elmalılı 68:24 - "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı.

DiyanetMeali 68:23-24 "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

DiyanetVakfı 68:24 "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın"diye.

Ömer.N.Bilmen 68:24-25 «Sakın bugün aranızda bir yoksul o bostana girivermesin,» diyorlardı. Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.

SuatYıldırım 68:23-24 – Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: “Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!”

İbni Kesir 68:24 Sakın bugün hiç bir yoksul çıkmasın karşınıza ve oraya girmesin, diye.


Elmalılı-orijinal 68:25 Sırf bir men'a gücleri yeterek erkenden gittiler

Elmalılı 68:25 - (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.

DiyanetMeali 68:25 Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.

DiyanetVakfı 68:25 (Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.

Ömer.N.Bilmen 68:24-25 «Sakın bugün aranızda bir yoksul o bostana girivermesin,» diyorlardı. Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.

SuatYıldırım 68:25 – Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler.

İbni Kesir 68:25 Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.


Elmalılı-orijinal 68:26 Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz

Elmalılı 68:26 - Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler .

DiyanetMeali 68:26-27 Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

DiyanetVakfı 68:26 Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.

Ömer.N.Bilmen 68:26-27 Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»

SuatYıldırım 68:26 – Bahçeyi görünce: apışıp kaldılar. “Galiba yolu şaşırdık, yanlış yere geldik!” dediler.

İbni Kesir 68:26 Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.


Elmalılı-orijinal 68:27 Yok biz mahrum edilmişiz

Elmalılı 68:27 - "Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).

DiyanetMeali 68:26-27 Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

DiyanetVakfı 68:27 Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

Ömer.N.Bilmen 68:26-27 Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»

SuatYıldırım 68:27 – Çok geçmeden işi anlayınca: “Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!”

İbni Kesir 68:27 Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.


Elmalılı-orijinal 68:28 Ortancaları (en mu'tedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz

Elmalılı 68:28 - İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?"

DiyanetMeali 68:28 Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.

DiyanetVakfı 68:28 İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?

Ömer.N.Bilmen 68:28 Orta halde bulunanları dedi ki: «Ben size, 'tesbih eder olmalı değil misiniz?' demedim mi?»

SuatYıldırım 68:28 – En makul olanları ise: “Ben size Allah’ı zikretmenizi söylememiş miydim!” dedi.

İbni Kesir 68:28 Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli değil miydiniz?


Elmalılı-orijinal 68:29 Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz

Elmalılı 68:29 - "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler).

DiyanetMeali 68:29 "Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.

DiyanetVakfı 68:29 Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

Ömer.N.Bilmen 68:29-30 Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.

SuatYıldırım 68:29-30 – Bunun üzerine “Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!” deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

İbni Kesir 68:29 Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.


Elmalılı-orijinal 68:30 Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı

Elmalılı 68:30 - Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.

DiyanetMeali 68:30 Birbirlerini yermeye başladılar.

DiyanetVakfı 68:30 Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Ömer.N.Bilmen 68:29-30 Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.

SuatYıldırım 68:29-30 – Bunun üzerine “Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!” deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

İbni Kesir 68:30 Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.


Elmalılı-orijinal 68:31 Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız

Elmalılı 68:31 - Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız.

DiyanetMeali 68:31 Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."

DiyanetVakfı 68:31 (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.

Ömer.N.Bilmen 68:31-32 Dediler ki: «Yazıklar olsun bizlere. Şüphe yok ki biz haddi tecavüz etmişler olduk. Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki biz teveccüh edip Rabbimizin affını rica edenleriz.»

SuatYıldırım 68:31 – “Yazıklar olsun bize, ne azgın kimselermişiz!”

İbni Kesir 68:31 Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz; azgınlardanmışız.


Elmalılı-orijinal 68:32 Ola ki rabbımız bize onun yerine daha hayırlısını vere, her halde biz bütün rağbetimizi rabbımıza çeviriyoruz

Elmalılı 68:32 - Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.

DiyanetMeali 68:32 "Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."

DiyanetVakfı 68:32 Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.

Ömer.N.Bilmen 68:31-32 Dediler ki: «Yazıklar olsun bizlere. Şüphe yok ki biz haddi tecavüz etmişler olduk. Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki biz teveccüh edip Rabbimizin affını rica edenleriz.»

SuatYıldırım 68:32 – Olur ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimizin rahmetini arzu ediyor, O’na dönüyoruz.”

İbni Kesir 68:32 Belki Rabbımız bize bundan daha iyisini verir. Doğrusu biz; artık Rabbımızdan dilemekteyiz.


Elmalılı-orijinal 68:33 İşte böyledir azâb, ve elbette Âhıret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi

Elmalılı 68:33 - İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi.

DiyanetMeali 68:33 İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!*

DiyanetVakfı 68:33 İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

Ömer.N.Bilmen 68:33 İşte azap böylecedir ve muhakkak ki, ahiret azabı daha büyüktür, eğer bilselerdi.

SuatYıldırım 68:33 – Azap böyledir işte! Âhiretteki azap ise daha müthiştir. Keşke bunu bir bilselerdi!

İbni Kesir 68:33 Azab işte böyledir. Fakat ahiret azabı elbet daha büyüktür. Keşki bilmiş olsalardı.


Elmalılı-orijinal 68:34 Şübhesiz ki korunan müttakîler içindir rablarının ındinde na'îm Cennetleri

Elmalılı 68:34 - Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.

DiyanetMeali 68:34 Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.

DiyanetVakfı 68:34 Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.

Ömer.N.Bilmen 68:34-36 Şüphe yok ki muttakîler için Rableri indinde naim cennetleri vardır. Ya müsIümanları o günahkârlar gibi kılar mıyız? Sizin için ne var, nasıl hükmediyorsunuz?

SuatYıldırım 68:34 – Allah’ı sayan, haramlardan sakınan müttakilere ise Rab’leri nezdinde naîm cennetleri vardır.

İbni Kesir 68:34 Muhakkak ki müttakiler için, Rabbları katında Naim cennetleri vardır.


Elmalılı-orijinal 68:35 Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız?

Elmalılı 68:35 - Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç?

DiyanetMeali 68:35 Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?

DiyanetVakfı 68:35 Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?

Ömer.N.Bilmen 68:34-36 Şüphe yok ki muttakîler için Rableri indinde naim cennetleri vardır. Ya müsIümanları o günahkârlar gibi kılar mıyız? Sizin için ne var, nasıl hükmediyorsunuz?

SuatYıldırım 68:35 – Biz hiç, Allah’a itaat ve teslimiyet gösterenleri suçlu kâfirlerle bir tutar mıyız?

İbni Kesir 68:35 Biz; müslümanları suçlular gibi tutar mıyız hiç?


Elmalılı-orijinal 68:36 Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz?

Elmalılı 68:36 - Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?

DiyanetMeali 68:36 Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

DiyanetVakfı 68:36 Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?

Ömer.N.Bilmen 68:34-36 Şüphe yok ki muttakîler için Rableri indinde naim cennetleri vardır. Ya müsIümanları o günahkârlar gibi kılar mıyız? Sizin için ne var, nasıl hükmediyorsunuz?

SuatYıldırım 68:36 – Neyiniz var, nasıl olur da böyle bir şey iddia edebilirsiniz? Ne biçim hüküm veriyorsunuz öyle?

İbni Kesir 68:36 Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?


Elmalılı-orijinal 68:37 Yoksa size mahsus bir kitab var da onda şu dersi mi okuyorsunuz

Elmalılı 68:37 - Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz?

DiyanetMeali 68:37 Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?

DiyanetVakfı 68:37 Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?

Ömer.N.Bilmen 68:37-39 Yoksa sizin için bir kitap var da onda mı okuyorsunuz ki? Her neyi ihtiyar ederseniz, muhakkak sizin içindir. Yoksa sizin için Kıyamete kadar üzerinizde yeminler mi vardır ki? Ne hükmeder olursanız sizin içindir.

SuatYıldırım 68:37 – Yoksa size ait bir kitap var da bu kabîl bilgileri oradan mı okuyorsunuz?

İbni Kesir 68:37 Yoksa size mahsus bir kitab var da ondan mı okuyorsunuz?


Elmalılı-orijinal 68:38 Siz âlemde her neyi ıhtiyar ederseniz o her halde sizin olacak diye?

Elmalılı 68:38 - O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı?

DiyanetMeali 68:38 Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.

DiyanetVakfı 68:38 Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?

Ömer.N.Bilmen 68:37-39 Yoksa sizin için bir kitap var da onda mı okuyorsunuz ki? Her neyi ihtiyar ederseniz, muhakkak sizin içindir. Yoksa sizin için Kıyamete kadar üzerinizde yeminler mi vardır ki? Ne hükmeder olursanız sizin içindir.

SuatYıldırım 68:38 – Onda “Siz neyi tercih ederseniz size verilir.” diye bir bilgi mi buluyorsunuz?

İbni Kesir 68:38 Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.


Elmalılı-orijinal 68:39 Yoksa size karşı üzerimizde Kıyamet gününe kadar sürecek yemînler, teahhüdler mi var. Siz her ne hukm ederseniz her halde öyle olacak diye?

Elmalılı 68:39 - Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

DiyanetMeali 68:39 Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?

DiyanetVakfı 68:39 Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

Ömer.N.Bilmen 68:37-39 Yoksa sizin için bir kitap var da onda mı okuyorsunuz ki? Her neyi ihtiyar ederseniz, muhakkak sizin içindir. Yoksa sizin için Kıyamete kadar üzerinizde yeminler mi vardır ki? Ne hükmeder olursanız sizin içindir.

SuatYıldırım 68:39 – Yoksa “Neye hükmederseniz o yerine getirilir.” diye, kıyamete kadar geçerli olacak size yeminle verilmiş sözümüz mü var?

İbni Kesir 68:39 Yoksa kıyamet gününe kadar sürüp gidecek ahidler mi var aleyhimizde? Muhakkak ki hükmettikleriniz sizin olacaktır.


Elmalılı-orijinal 68:40 Sor bakalım onlara içlerinde ona kefîl hangisi?

Elmalılı 68:40 - Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?

DiyanetMeali 68:40 Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"

DiyanetVakfı 68:40 Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?

Ömer.N.Bilmen 68:40-42 Onlara soruver, buna hangisi kefildir? Yoksa onlar için ortaklar mı vardır? Haydi eğer doğru sözlü kimseler iseler o ortaklarını getiriversinler. O gün ki, bacaklar açılır ve secdelere davet olunurlar, artık muktedir olamayacaklardır.

SuatYıldırım 68:40 – Sor bakalım onlara: “Böylesi bir iddiayı savunacak kimse var mı aralarında?

İbni Kesir 68:40 Sor onlara; hangisi bunu üzerine alacak?


Elmalılı-orijinal 68:41 Yoksa onların şerikleri mi var? O halde şeriklerini getirsinler, sadık iseler

Elmalılı 68:41 - Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler.

DiyanetMeali 68:41 Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.

DiyanetVakfı 68:41 Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!

Ömer.N.Bilmen 68:40-42 Onlara soruver, buna hangisi kefildir? Yoksa onlar için ortaklar mı vardır? Haydi eğer doğru sözlü kimseler iseler o ortaklarını getiriversinler. O gün ki, bacaklar açılır ve secdelere davet olunurlar, artık muktedir olamayacaklardır.

SuatYıldırım 68:41 – Yoksa güvendikleri şerikleri mi var?” iddialarında tutarlı iseler getirsinler de görelim o ortakları!

İbni Kesir 68:41 Yoksa onların ortakları mı var? Öyleyse ortaklarını da getirsinler. Eğer sadıklardan iseler.


Elmalılı-orijinal 68:42 O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt gücleri yetmez.

Elmalılı 68:42 - O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.

DiyanetMeali 68:42-43 O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

DiyanetVakfı 68:42 O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.

Ömer.N.Bilmen 68:40-42 Onlara soruver, buna hangisi kefildir? Yoksa onlar için ortaklar mı vardır? Haydi eğer doğru sözlü kimseler iseler o ortaklarını getiriversinler. O gün ki, bacaklar açılır ve secdelere davet olunurlar, artık muktedir olamayacaklardır.

SuatYıldırım 68:42 – O gün işler son derece güçleşir, paçalar tutuşur. Bütün insanlar secdeye dâvet edilir, fakat kâfirler secde edemezler.

İbni Kesir 68:42 O gün; baldırlar açılır ve secdeye çağrılırlar. Ama buna güç yetiremezler.


Elmalılı-orijinal 68:43 Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ sâlim iken da'vet olunuyorlardı

Elmalılı 68:43 - Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

DiyanetMeali 68:42-43 O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

DiyanetVakfı 68:43 Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

Ömer.N.Bilmen 68:43 Gözleri kararmış, kendilerini zillet kaplamış (bulunurlar). Halbuki onlar sapasağlam iken bu secdelere dâvet olunuyorlardı.

SuatYıldırım 68:43 – Gözleri yerde, kendilerini zillet kaplamıştır. Halbuki dünyada bedenleri sağlam, âzaları salim iken de secdeye dâvet edilirler, ama bunu yapmazlardı.

İbni Kesir 68:43 Gözleri dönmüş olarak, yğzlerini zillet bürür. Halbuki kendileri sapa* sağlam oldukları vakit secdeye çağırılmışlardı.


Elmalılı-orijinal 68:44 O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız.

Elmalılı 68:44 - Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

DiyanetMeali 68:44 Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

DiyanetVakfı 68:44 (Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Ömer.N.Bilmen 68:44 Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

SuatYıldırım 68:44-45 – O halde sen bu şerefli sözü, Kur’ân’ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben’im düzenim, pek sağlamdır. [23,55-56; 6,44; 3,196-197; 7,182183]

İbni Kesir 68:44 Bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Biz; onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.


Elmalılı-orijinal 68:45 Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü fendim sağlamdır.

Elmalılı 68:45 - Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.

DiyanetMeali 68:45 Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.

DiyanetVakfı 68:45 Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!

Ömer.N.Bilmen 68:45-46 Ve onlar için bir mühlet veririm. Şüphe yok ki, benim fendim sağlamdır. Yoksa onlardan bir ücret mi istiyorsun da, artık onlar bir borçtan dolayı ağır bir yük altında mı bulunmuşlardır?

SuatYıldırım 68:44-45 – O halde sen bu şerefli sözü, Kur’ân’ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben’im düzenim, pek sağlamdır. [23,55-56; 6,44; 3,196-197; 7,182183]

İbni Kesir 68:45 Ben; onlara mühlet veriyorum. Benim tuzağım muhakkak sağlamdır.


Elmalılı-orijinal 68:46 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun damı cereme vermekten ezilmişler?

Elmalılı 68:46 - Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

DiyanetMeali 68:46 Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.

DiyanetVakfı 68:46 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

Ömer.N.Bilmen 68:45-46 Ve onlar için bir mühlet veririm. Şüphe yok ki, benim fendim sağlamdır. Yoksa onlardan bir ücret mi istiyorsun da, artık onlar bir borçtan dolayı ağır bir yük altında mı bulunmuşlardır?

SuatYıldırım 68:46 – Yoksa sen onlardan bu risalet hizmetinden ötürü bir ücret istiyorsun da onlar cereme ödemekten ezilmişler mi?

İbni Kesir 68:46 Yoksa sen, onlardan bir ücret istiyorsun da ağır bir borç altında mı kalmışlardır?


Elmalılı-orijinal 68:47 Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

Elmalılı 68:47 - Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

DiyanetMeali 68:47 Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?

DiyanetVakfı 68:47 Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?

Ömer.N.Bilmen 68:47 Yoksa onların yanlarında gayb mi vardır ki, artık onlar yazıveriyorlar?

SuatYıldırım 68:47 – Yoksa gayb kitabı yanlarında da, onlar oradan mı yazıp duruyorlar?

İbni Kesir 68:47 Yoksa gayb kendilerinin katında mıdır da ondan yazıyorlar?


Elmalılı-orijinal 68:48 O halde sabret rabbının hukmüne de sahibi hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

Elmalılı 68:48 - Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

DiyanetMeali 68:48 Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.

DiyanetVakfı 68:48 Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.

Ömer.N.Bilmen 68:48 Artık sen Rabbinin hükmüne sabret. O balık sahibi gibi olma. O zaman ki, O gazaba tutulmuş olduğu bir halde nidâ etti.

SuatYıldırım 68:48 – Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve balığın yoldaşı olan zat gibi olma! Hani o dertli dertli Rabbine yalvarmıştı: [21,87-88; 37,143-144]

İbni Kesir 68:48 Sen; Rabbının hükmüne sabret ve balık sahibi gibi olma. Hani o; gamla dolu olarak, Rabbına seslenmişti.


Elmalılı-orijinal 68:49 Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.

Elmalılı 68:49 - Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

DiyanetMeali 68:49 Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

DiyanetVakfı 68:49 Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Ömer.N.Bilmen 68:49 Eğer ona Rabbinden bir nîmet erişmiş olmasa idi, elbette fezaya metrut bir halde atılmış olacaktı.

SuatYıldırım 68:49 – Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi, kınanmaya müstahak bir vaziyette, deniz tarafından karaya atılırdı!

İbni Kesir 68:49 Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.


Elmalılı-orijinal 68:50 Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı.

Elmalılı 68:50 - Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.

DiyanetMeali 68:50-51 Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

DiyanetVakfı 68:50 Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kıldı.

Ömer.N.Bilmen 68:50-51 Fakat onu Rabbi mümtaz kıldı. Artık onu sâlihlerden kılmış oldu. Ve az kaldı ki, o kâfir olanlar, o zikri işittikleri zaman seni gözleriyle kaydırıversinler ve derler ki: «Şüphe yok, o elbette bir mecnûndur.»

SuatYıldırım 68:50 – Ama Rabbi, kendisini seçti de onu en iyi, en has kullarından kıldı.

İbni Kesir 68:50 Rabbı, onu seçti de salihlerden kıldı.


Elmalılı-orijinal 68:51 Ve gerçek o küfr edenler o zikri işittikleri vakıt az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı, bir de durmuşlar o her halde bir mecnun diyorlar.

Elmalılı 68:51 - O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar.

DiyanetMeali 68:50-51 Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

DiyanetVakfı 68:51 O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler.

Ömer.N.Bilmen 68:50-51 Fakat onu Rabbi mümtaz kıldı. Artık onu sâlihlerden kılmış oldu. Ve az kaldı ki, o kâfir olanlar, o zikri işittikleri zaman seni gözleriyle kaydırıversinler ve derler ki: «Şüphe yok, o elbette bir mecnûndur.»

SuatYıldırım 68:51 – O kâfirler Zikri (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, hırslarından neredeyse seni bakışlarıyla kaydıracak, âdeta gözleriyle yiyecekler! Hâlâ da: “o, delinin teki!” derler.

İbni Kesir 68:51 Doğrusu o küfredenler, zikri işittiklerinde, az kalsın seni gözleriyle yiyeceklerdi. Ve o, mutlaka bir delidir, diyorlardı.


Elmalılı-orijinal 68:52 Halbuki o halis bir zikirdir bütün ukalâ âlemleri için

Elmalılı 68:52 - Halbuki o âlemler için bir öğüttür.

DiyanetMeali 68:52 Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.*

DiyanetVakfı 68:52 Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.

Ömer.N.Bilmen 68:52 Halbuki, o başka değil âlemler için bir mev'izadır.

SuatYıldırım 68:52 – Delilik nerede, o nerede? Kur’ân’ın hiç delilikle ilgisi mi olur? Kur’ân olsa olsa, sadece bütün insanlara bir derstir.

İbni Kesir 68:52 Halbuki o, alemler için öğütten başka bir şey değildir.